TRT KÜRTÇE bugün yayında

25 Aralık 2008
TRT Kürtçe kanalı için Tatlıses’e de teklif götürmeyi düşünüyor.
TRT, Kürtçe yayın için hazırlıkları hızlandırdı. Kürtçe yayın için oluşturulan TRT-6, bugünden itibaren test yayına başlıyor.

İLK YAYIN KURMANÇİ LEHÇESİNDE
İlk test yayını bugün “Kurmançi” lehçesi ile başlayacak. TRT-6′nın Koordinatörü Sinan İlhan, “Yayınlar önce Kurmançi ile başlayacak. Daha sonra Zazaca diğer lehçeler de olacak” dedi.

TATLISES’E DE TEKLİF DÜŞÜNÜLÜYOR
İlhan, İbrahim Tatlıses gibi Kürtçe bilen sanatçılarla program yapıp yapmayacakları konusunda ise “Şu ana kadar İbrahim Bey’le bu konuyu konuşmadık. Resmi yayınlar başladıktan sonra düşünebiliriz” dedi.

Bugünkü yayında Kürt sanatçılar Rojin, Nilüfer Akbal’ın klipleri yer alacak. Kaset yayını yaklaşık 6 saat sürecek. Resmi yayınlar ise 1 Ocak’ta 19.00′da başlayacak.

Sabah

İşe alımlarda düşüş var

25 Aralık 2008

TRS’nin Ücret Araştırmasının Türkiye sonuçları açıklandı.

100 çok uluslu ve büyük Türk firmalarında çalışan insan kaynakları yöneticileri beklentileri ve eğilimleri ile ilgili olarak Mercer Ücret Araştırması’na dahil oldu.

Bu yıl geçmiş yıllardan farklı olarak, Nisan ayında toplanan dataların ardından küresel krizin etkilerini de ölçümleyebilmek adına Ekim ve Aralık aylarında da ek mini araştırmalar gerçekleşti.

Araştırmanın Türkiye sonuçları, 2009 yılı ortalama ücret artışının çokuluslu ve büyük Türk şirketlerine bakıldığında yüzde 9,2 olarak gerçekleşeceğini ortaya koydu. Sadece büyük çaplı Türk şirketleri baz alındığında ise bu ortalama yüzde 6,5 olarak gerçekleşti.

Yılın ilk yarısında (Nisan ayında) yapılan araştırma sonucunda katılımcıların genel eğiliminin tüm düzeylerdeki çalışanlara beyaz ya da mavi yakalı ayrımı olmaksızın yüzde 10′luk bir artış uygulamaktan yana olduğu görüldü. Ekim ve Aralık aylarında tekrarlanan araştırma sonucunda ise, katılımcı şirketlerin yüzde 10′ü ücret artışı verip vermemeyi ve hangi oranda olacağını 2009 yılının ilk çeyreğindeki gelişmeler doğrultusunda değerlendireceklerini bildirirken, sadece yüzde 1′lik oran artış gerçekleştirmeyeceğini ifade etti. Araştırma sonucunda 2009 yılı ortalama ücret artış oranı yüzde 9,2 olarak belirlenirken, medyan ücret artış oranı ise yüzde 10,4 oldu.

2009 senesinde işe alım gerçekleştireceğini bildiren şirketler Nisan’da yüzde 64 iken, 2008 sonunda yüzde 21′e düştü.

Buna göre; Nisan 2008′de Türkiye’de ankete katılan İK yöneticilerini yüzde 64′ü ‘Yeni işe alım yapacağım’ derken, sene sonuna doğru yapılan araştırmada katılımcıların sadece yüzde 21′i ‘Yeni yılda yeni işe alımdan’ söz etti. Şirketlerin 2009 yılı işe alım yaklaşımındaki bariz farklılık, Mercer’ın araştırmasının en çarpıcı sonuçlarından biri olarak öne çıktı. 2008 yılının Nisan ayında yapılan araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 64′ü yeni eleman alacağını ifade etmişti.

Yüzde 6′lık kısım eleman çıkaracağını beyan ederken yüzde 30 ise değişiklik yapmayacağını ifade etti. 2008 sonunda ise, 2009′da işe alım yapacağını söyleyen şirket sayısı yüzde 21′e düştü. Nisan ayında araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 30′u yılın sonuna doğru işe alım konusunda herhangi bir değişiklik düşünmediklerini belirtmiş olsalar da global kriz ile beraber bu tahminlerinde değişiklik olduğu gözlendi.

Mercer Danışmanlarından Berna Camat konuyla ilgili olarak, “Yürüttüğümüz küçük çaplı araştırmada şirketlerin planlarında büyük değişiklik olduğunu görüyoruz. Yeni eleman işe alımı konusundaki beyanlar yüzde 64′den, yüzde 21′e inmiş durumda. Ayrıca genel olarak şirketlerin 2009 ile ilgili kararlarında ekonominin belirsizliğinden kaynaklanan bir zorlanma olduğunu söyleyebiliriz. Bazı şirketler bu nedenden dolayı bazı kararları almak için ilk çeyrek sonuçlarını beklemeyi öngördüklerini belirtmişlerdir” dedi.

En yüksek ücreti sigara firmaları ödüyor
Mercer Ücret Araştırmasının Türkiye tarafında 100 şirket yer alırken, bu şirketler ağırlıklı olarak hızlı tüketim, dayanıklı tüketim, otomotiv, kimya, genel üretim/endüstriyel perakende gibi farklı sektörlerin temsilcilerinden oluştu.

Mercer Türkiye Danışmanlarından Camat, 2009 yılı ücret artışlarının sektörel dağılımını şöyle yorumladı: “Genel anlamda alt seviyelerdeki pozisyonların ücretlendirmesinde sektörel ayırımlar çok net değil. Sektörel bazda ücret farklılıklarının orta düzeyden başlamak üzere genelde daha belirgin olarak üst düzey yöneticilerin ücretlerine yansıdığını söylemek mümkün. Bu doğrultuda araştırma sonucunda hızlı tüketim malları sektöründe saydığımız sigara ve içecek sektörünün genel olarak diğer sektörlere nazaran daha yüksek ücretlendirme politikası izlediğini söyleyebiliriz. Orta ve üst düzeye baktığımızda bu fark daha da belirginleşmekte. Bazı sektörlerde ise belli pozisyonların, diğer sektörlere göre daha yüksek ücretlendirildiğiniz söyleyebiliriz. Daha çok özel deneyime, spesifik bir bilgi birikimine sahip olmayı gerektiren ve organizasyona doğrudan kattığı değer açısından önemli olarak değerlendireceğimiz pozisyonları bu sınıfa koyabiliriz. Örnek vermek gerekirse, kimya ve otomotiv sektörü bu tip pozisyonlara rastladığımız sektörlerdendir.”

Ücret artışında kişisel performans en ön sırada
Mercer Ücret Araştırmasında ücret artış nedenlerini de cevap arandı. Alınan cevaplar doğrultusunda çalışanların bireysel performansı ücret artışında yüzde 85 ile en belirleyici faktör oldu. Ücret artışını belirleyen faktörler arasında bireysel performansı, yüzde 67 ile maaş seviyesindeki konumu, yüzde 55 ile şirket performansı, yüzde 27 ile pozisyon seviyesi ve yüzde 11 ile hizmet süresi takip ediyor. Ayrıca bireysel ücret artışlarını belirleyen faktörlere baktığımızda pozisyonun seviyesi veya kıdeminin
önemli olmadığını, bireysel performansın kişinin ücret artışında en önemli etken olduğu ifade edilebilir.

Yılda bir zamma alıştık
Araştırmadan çıkan bir diğer sonuç ise; Türkiye’de artık yaygın zam periyodunun ‘yılda bir kez’ olduğu. Özellikle 2001 krizi öncesine kadar genellikle yılda iki ve daha fazla sayıda zam uygulaması varken, zammın yılda bir kez olmasının artık kurumsallaştığı gözlemlenmiyor. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 91,5′i yılda bir kez, yüzde 8,5′i ise yılda iki kez artış gerçekleştiriyor. 2001 krizi sonrasında hızla yaygınlaşan yılda tek zam uygulamasını gerçekleştiren şirketlerin artış zamanları ise
sırasıyla yüzde 49 Ocak, yüzde 24 Nisan, yüzde 7 Temmuz, yüzde 7 mŞubat, yüzde 7 Mart, yüzde 3 Eylül ve yüzde 3 Ekim ayları olarak gerçekleşiyor.

“2008 tahminleri şaşırtan bir yıl oldu”
Mercer Ücret Araştırması’nın sonuçlarını değerlendiren Berna Camat, “2008 senesi hem Türkiye’de, hem de globalde şirketlerin yaptıkları bütçeler ve tahminler açısından ilginç bir yıl oldu ve olmaya da devam ediyor. 2008 senesinde genel olarak enflasyon rakamları sene başında öngörülen rakamlardan daha yüksek olarak gerçekleşiyor. Kriz öncesi firmaların 2009 senesi için öngördükleri ücret artışı rakamları yaklaşık olarak yüzde 10 civarındaydı. Ancak senenin ortasında itibaren, enflasyonun tahminlerin üzerinde çıkacağı kesin olarak belli olmuştu. Geçtiğimiz yıllarda şirketler benzer durumlarda, ek ayarlama yapma konusunda karar vermeye çalışırlardı. Sonuçta genelde bu ara artışın yılbaşında verilecek olan artışın içinde bir ayarlama olarak eklenmesine karar verilirdi. Ancak global kriz ile beraber şirketler maliyet tasarruflarını konuşmaya ve uygulamaya başladılar. Araştırmamızın içinde yer alan çokuluslu şirketler ve büyük yerel firmalar, şu anda ücret artışlarının durdurulması ve benzer maliyet azaltıcı önlemlerden bahsediyorlar. Aldığımız tüm sonuçların ve yaptığımız görüşmelerin ışığında 2009 yılında şirketlerin insan kaynakları politikalarının piyasa koşullarından her zamankinden daha fazla etkileneceğini öngörüyoruz” dedi.

Kredi kartıyla ikinci el otomobil

25 Aralık 2008
Bankalar kredide frene basınca ikinci el otomotiv piyasasında kredi kartına taksit dönemi başladı

Referans Gazetesi’nin haberine göre, birçok galeri kredi kartına 12 aydan başlayıp 36 aya varan taksitler yaparak ayakta durmanın yolunu ararken, sahibinden otolar bile kartla satılmaya başladı. Otomobilini satmak isteyen bazı vatandaşlar firmasına ait POS cihazını kullanarak taksit yapıyor.

Uygulamaya büyük ilgi olduğunu belirten Şenel Oto’nun sahibi Ramazan Şenel, “Kredi kartının limitine göre otomobilin tamamını karta taksit yaptıranlar var. Limiti yetmeyen ise 2-3 farklı kredi kartı birden getiriyor” dedi.

KREDİ KARTI DAHA AVANTAJLI
20 bin YTL’lik bir otonun fiyatı kredi kartında, 12 ay taksitle, ortalama yıllık yüzde 12 faiz oranıyla 22 bin 400 YTL’ye geliyor.
Bankadan kredisinde aylık yüzde 2,19 faiz oranı, komisyon ve masraflar ile birlikte 25 bin YTL’ye kadar yükseliyor.
Yeni yöntemle, örneğin 20 bin YTL’lik 2. el bir otomobil, kredi kartına 12 ay taksitle ve ortalama yıllık yüzde 12 faiz oranıyla 22 bin 400 YTL’ye geliyor. Bankadan kredi çekebilirse ise, örneğin aylık yüzde 2.19 faiz oranı, bin YTL’ye kadar yükselebilen komisyon ve masraflar ile 700 YTL civarındaki zorunlu kaskoyla birlikte aynı otomobilin fiyatı 25 bin YTL’ye kadar yükseliyor. Bankaların ikinci elde, 8 yaşın üzerindeki otomobillere kredi vermemeleri nedeniyle, bu yöntem daha yaşlı araçların satışı için de bir alternatif oluşturuyor

TAKSİTİ 2-3 KARTA BÖLDÜREN VAR
Otomobilde bıçak gibi kesilen satışları canlandırmak için son yöntem kredi kartına taksit oldu. Şenel Oto’nun sahibi Ramazan Şenel, kriz nedeniyle 2. el oto satışlarının yüzde 90′a varan oranlarda düştüğüne dikkat çekti.
Bankaların da taşıt kredilerini vermemeye başladığını hatırlatan Şenel, “Biz de kredi kartına 36 aya kadar taksit uygulaması başlattık. Vade farkını yansıttığımızda otomobilin fiyatı bankalardan alınacak krediyle neredeyse aynı oluyor. Kimi firmalar ise vade farkını bile yansıtmayarak, bankalardan çok daha uygun fiyatla kredi kartına taksit yapmaya başladı. Kart limitine göre kimi otomobilin fiyatının tamamını kredi kartına taksit yaptırıyor. Limiti yetmeyen ise 2-3 kart birden getiriyor” diye konuştu. Uygulamayla satışların canlanmaya başladığına dikkat çeken Şenel, özellikle bankalardan kredi alamayanların uygulamaya ilgi gösterdiğini söyledi.

FİYATLAR YÜZDE 15 DÜŞTÜ
Sports Galeri’nin sahibi Özgür Yalçınkaya ise, kriz nedeniyle kesilen satışları canlandırmak için her yolu denediklerini kaydetti. Otomobil fiyatlarını yüzde 15 düşürdüklerini ve kredi kartına taksit uygulaması başlattıklarını anlatan Yalçınkaya, “Bu yöntemle 1.5 ayda 5-6 tane araç satabildik. Kredi kartı uygulaması, banka kredisinden daha ucuza geliyor” dedi.
Arülker Galeri’nin yetkilisi Ahmet Reşat Ülker ise, satışları canlandırmak amacıyla kredi kartına 12 taksit uygulaması başlattıklarını söyledi. Ancak piyasanın çok durgun olduğunu vurgulayan Ülker, “Kriz öncesinde ayda 10 araç satarken, şimdi bu rakam 2′ye düştü. Neredeyse hiç talep yok. Taksit uygulaması bile satışları artırmaya yetmedi” şeklinde konuştu.
İkinci el otomobil satın almak isteyenlere kredi kartına 12 ay taksit imkanı sunan Otokoç Taşdelen’in yetkilileri ise, kredi kartı uygulamasıyla birlikte satışlarda dikkat çekici bir artış yaşanmaya başladığını belirtti. Otokoç Taşdelen ayrıca, ikinci el otomobil satın almak isteyenlere sıfır faiz oranıyla anlaşmalı bankalardan kredi desteği de sağlıyor.

POS’LA SAHİBİNDE SATILIK
Uygulama galeriler dışında da yaygınlaşmaya başladı. Pos cihazı olan vatandaş da aracını kredi kartına taksitle satmaya başladı. Özer Elektrik yetkilisi Şafak Erkişi, “Şirketimizin pos cihazı var. Bu nedenle şirketin üzerine kayıtlı aracımızı satmak için kredi kartına taksit yaptık. Bir bankayla anlaşıp, komisyonu da kendimiz üstlendik. Böylece banka faizinden çok daha ucuza geldi. Ayrıca şirket adına fatura da kesebiliyoruz. Uygulamamız oldukça ilgi gördü” dedi.

Öcalan’ın Türkiye’den 6 isteği

25 Aralık 2008
Apo’nun sürekli ateşkes için istekleri..
Bugün yazarı Erhan BAŞYURT Apo’nın Türkiye’den 6 isteğini yazdı.

Gerçeklerle yüzleşmeye hazır mıyız? Türkiye’nin terörle mücadelesi ilginç gelişmelere sahne oluyor. Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, PKK’ya silah bırakma çağrısı yapmaya hazırlandıklarını açıkladı.

Türk Dışişleri, MİT ve Irak Bölgesel Yönetimi’nin PKK’yı Kandil’den indirmek ve silah bıraktırmak için üçlü bir plan üzerinde çalıştığını da böylece doğrulamış oldu.

Taraf gazetesi dün PKK’nın tek taraflı ateşkes sürecini bahara kadar uzattığını yazdı.

HER KIŞ ATEŞKES İLAN EDİYOR
Terör örgütü, TSK’dan ağır darbe aldığı her dönem ve neredeyse her kış “ateşkes” ilan ediyor. Yine taktik mi yapıyorlar süreç içinde göreceğiz.

Önemli olan, Türkiye’nin bu güne kadar, PKK’ya son darbeyi indirecek siyasi ve sosyal hamleleri bir türlü yapamaması.

“Kazıma Operasyonu” sonrası 1993′te, Öcalan’ın ele geçirilmesi ile 1999′da yakalanan fırsatlar hep kaçırıldı.

Irak’ta merkezi ve bölgesel hükümetin, PKK’nın varlığına karşı olduğu bu dönemde, yeni bir fırsat söz konusu.

Bakalım, bu kez kalıcı çözüm bulunabilecek mi? Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Türk Ordusu’nun PKK Operasyonları” isimli kitabında, 1993′te yaşananlara dair çok çarpıcı iddialara yer veriyor.

3 BİN PKK’LI ALINMADI
Ekim 1992′de Talabani ve Barzani kuvvetleri ile başlatılan ve “Kazıma Operasyonu” adı verilen harekatta “Teslim olan 3 bin PKK’lının teslim alınmadığı” iddiasına günlerdir gazetemizde yer verdik.

Kuzey Iraklı bir gazetecinin gündeme getirdiği iddiayı, “teslim olmaları” yönüyle dönemin komutanları da doğruluyor.

TESPİTLER UYUŞUYOR
Ancak en çarpıcı bilgileri kitabında Prof. Dr. Özdağ veriyor: “KDP ve KYB’ye Dohuk’ta teslim olan 500 ve Hakurk’ta teslim olan 1.000 PKK’lı terörist, iç taraflara çekilerek Kuzey Irak’ın daha güneyine taşınmış ve dış denetimi Iraklı peşmergelerce sağlanan kamplara yerleştirilmişti.

100′ü kadın olmak üzere toplam 1300 PKK mensubu da Irak-İran sınırı boyundaki Zeli Kampı’na götürülmüştü.”

Dikkat edilirse, Kuzey Iraklı gazeteci Rabwar Kerim’in söylediği rakamlarla Prof. Özdağ’ın tespitleri uyuşuyor.

Söz konusu dönemde “teslim olma” görüşmelerini yürüten Osman Öcalan da, sadece Zeli Kampı’nda 1.450 kişi olduklarını BUGÜN’e açıklamıştı.

Demek ki, teslim olmuş PKK’lıları “teslim almadığımız” veya “alamadığımız” açık bir gerçek…

APO’NUN ALTI İSTEĞİ
Özdağ, 1993 Nisan’ında Abdullah Öcalan’ın sürekli ateşkes için isteklerini 6 maddede topluyor:

-Genel af ilan edilsin.

-Askeri faaliyetler durdurulsun.

-OHAL kaldırılsın.

-Korucu sistemi lağvedilsin.

-Siyasi örgütlenme hakkı tanınsın.

-Köye dönüş sağlansın.

PKK’NIN TASFİYE PLANI
Milli Güvenlik Kurulu, 24 Mayıs 1993 tarihli toplantısında “Güneydoğu Anadolu’da iç barış ve istikrarın sürekliliği için, toplumsal hoşgörüye uygun olarak…” kapsamlı bir affı da içeren adımlar atılması “tavsiye” kararı alıyor.

Ve 25 Mayıs’ta, Türkiye’yi derinden sarsan 33 askerimizin şehit edildiği katliam gerçekleşiyor.

Her şey rafa kalkıyor. TSK, terör örgütünü top-yekûn yok etme planını devreye sokuyor.

O döneme kadar toplam 6 bin olan terör kurbanı sayısı da, katlanarak artıyor.

KALICI ÇÖZÜM ARAYIŞI
Türkiye, bugün yeni bir kalıcı çözüm arayışında. Şartlar, 1993 ya da 1999′a göre çok daha elverişli.

TESEV’in yeni yayınladığı “Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler”, ekonomik, sosyal ve siyasal adımlara dair kapsamlı çözümler sunuyor.

Önemli olan gerçeklerle yüzleşmeye ne kadar hazır olduğumuz ve 2009′u da kaçan fırsatlara eklememek için ne kadar cesur adımlar atabileceğimizdir…

Oruçlu komutana zorla içki

25 Aralık 2008
Komutanının isteğine rağmen içki içmeyen subayların ordudan uzaklaştırdığı iddia edildi.
Eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hilmi Özkök’e baskıyla şarap içirdiği iddialarıyla ilgili tartışma sürerken, bu olayın bir istina olmadığı ve benzer vakaların diğer üst düzey subaylar arasında da yaşandığına ilişkin iddialar da gündeme gelmeye başladı.

BEN BİZZAT ŞAHİDİM
Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla 1997′de ordudan ihraç edilen ve ihraç sebebinin perde arkasında dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir’in içki içmesi konusundaki ısrarına karşı gelmesi olduğu iddia edilen emekli Tabip Albay Prof. Dr. Mustafa Kahramanyol “Komutan ısrarıyla bazı subayların oruçlu olduğu halde içki içmek zorunda kaldığına bizzat şahit oldum” dedi. YAŞ’ın ihraç kararlarını eleştiren Kahramanyol “Şerefli bir Türk subayını lekelemek kapalı kapılar arkasında işler çevirmek, büyük ayıptır. Halen Yüksek Askeri Şura utanılacak işlere devam ediyor” dedi.

BASKI GENEL DEĞİL
PROF: Dr. Kahramanyol, orduda zaman zaman yaşanana içki baskısının TSK’nın genelinde değil, kişilere göre yaşandığının altını çizerek “Komutan içki içmesinde ısrar ediyorsa subay biraz zor reddeder. Korkar ve içer. Komutan astına iç diyorsa, yani komutan o çizgiyi aşabiliyorsa bu durumda ast içkiyi içecektir. Eğer karşı çıkarsa komutanın itibarı herkesin önünde zedelenir. İtibarı zedelenen komutan da objektif olma imkanından mahrum olur. Nefsine yenilir. Sicilini bile bozabilir” diye konuştu.

‘Bir baskısı’na şahit oldu
Kendisi de asker kökenli olan Prof. Dr. Nevzat Tarhan önceki gün köşesinde “Emekli Albay Prof. Dr. Mustafa Kahramanyol’un Belçika’da NATO görevindeyken bir kokteylde General Çevik Bir’in içki içmesi konusunda ısrar ettiğini ancak o dönem Binbaşı rütbesinde olan Kahramanyol’un Bir’e ‘Ben bu yaşa gelmişim, belli bir rütbeye ulaşmışım. Ne içip içmeyeceğime ben karar veririm, lütfen ısrar etmeyiniz’ dediğini ve Çevik Bir’in 2. Başkan iken Kahramanyol’un YAŞ kararı ile emekli edildiğini” yazdı.
Yamak Paşa’nın hatıralarında örnekleri var
İçki içmeye teşvik konusunda Eski Karakuvvetleri Komutanı Kemal Yamak’ın da kitabında içki konusuna değindiğini anlatan emekli Tabip Albay Kahramanyol “Astını içki içmeye zorlayan değişik rütbelerdeki komutanları gördüm. Mesela Kemal Yamak Paşa’nın hatıratını okursanız orada teğmenken tabur komutanı olan binbaşının kendisini içki içmeye teşvik ettiğini yazıyor” diye konuştu.

(Star)

2009′da parayı nereye yatırmalı?

25 Aralık 2008
Borsada ışık yok, dolar riskli en isabetli yatırım Türk Lirası..
İş Yatırım’ın bugün yayımladığı 2009 Strateji Raporu’na göre, önümüzdeki sene Türk Lirası’nı tercih edenler kazanacak. Türk Lirası enstrümanlar arasında da tahviller öne çıkıyor.

İş Yatırım, 2009 Strateji Raporu’nu düzenlediği bir basın toplantısı ile tanıttı. Raporun son bölümünde ‘Son gelişmeler sonrasında yatırımcılar nasıl bir strateji izlemeli?’ sorusunun yanıtı da yer aldı.

“2009 yılı stratejimizde temel bir değişikliğe gitmiyoruz” diyen İş Yatırım, şu ifadeleri kullandı:

“Ekonominin durgunluğa girdiği, IMF ile anlaşmanın sağlanmasını beklediğimiz, Merkez Bankası’nın para politikasını normale döndürdüğü baz senaryomuzda, Türk Lirası cinsi yatırım araçlarını tavsiye etmeye devam ediyoruz.”

TAHVİLLER AVANTAJLI
Yatırımcıların ekonominin küçüleceği 2009 yılında büyümeye duyarlı hisse senedi yatırımlarından ziyade sabit getirili yatırım araçlarına yönelmesi tavsiye olunan raporda, özellikle tahvillerin önemli bir kazanç sağlayabileceği vurgulandı.

Raporda, “Son dönemde yaşanan yükselişe rağmen tahvil piyasası hakkındaki olumlu görüşümüzü koruyoruz. Mekerz Bankası’nın faiz indirimlerine paralel tahvil piyasasında oranların 2009 yılı ilk üç ayında yüzde 16′ya gerilemesini bekliyoruz” denildi.

BORSADA KALICI YÜKSELİŞ ZOR
İMKB’nin gelişmekte olan ülkelerdeki en ucuz piyasalardan biri olduğu kaydedilen raporda, “Ancak ekonominin durgunluğa girdiği ve belirsizliklerin arttığı mevcut konjonktürün borsada kalıcı bir yükseliş için uygun olmadığına inanıyoruz” denildi.

DOLAR 1.64 YTL
Doların 2009 sonunda 1.64 YTL olacağını öngören kurum, Türkiye ekonomisinin de seneye yüzde 1.5 küçüleceğini tahmin etti. 

Demet’e hapis yolu

24 Aralık 2008
Demet Akalın hakkında 1 yıla kadar hapis cezası istendi.
Bodrum’da verdiği konserde, izleyicilere “Diyarbakır’dan mı geldiniz? Dağdan mı geldiniz? Moron musunuz” diyen şarkıcı Demet Akalın hakkında “Halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçundan açılan kamu davasının ilk duruşması yapıldı. 6 ay ile 1 yıl arasında hapis cezasıyla yargılanan Akalın, mazeret gösterip duruşmaya katılmadı. Demet Akalın hakkında ayrıca, Diyarbakırlı işadamları tarafından 7 YTL’lik sembolik tazminat davası açıldı.

Geçen 19 Mayıs’ta, Bodrum’daki 5 yıldızlı ‘Rixos Otel’de verdiği konseri sırasında izleyicilere yönelik, “Diyarbakır’dan mı geldiniz? Dağdan mı geldiniz? Moron musunuz” sözleri nedeniyle tepki çeken şarkıcı Demet Akalın’ın yargılanmasına başlandı.

Diyarbakırlı 7 işadamının ‘halkın bir kesimini sosyal sınıf mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağıladığı’ iddiasıyla, Akalın hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusu ardından dosyanın Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmesi ardından Bodrum 2′nci Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan kamu davasının ilk duruşması bugün yapıldı.

Duruşmaya, şikayetçi Diyarbakırlı işadamları Hüseyin Aslan, Muharrem Ayverdi, Ömer Çakmak, Süleyman Atmaca, Mehmet Yunus Demir, Ali Tunç, Hüseyin Karaman, avukatları Rezan Epözdemir ve Fırat Epözdemir, şarkıcı Demet Akalın ve avukatları mazeret bildirerek katılmadı. Tarafların gelmediği duruşma ertelendi.

DHA muhabirinin telefonla ulaştığı Avukat Rezan Epözdemir, 6 ay ile 1 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılanan Akalın’ın Bodrum’daki gelecek duruşmaya da katılmaması halinde, bir sonrakine polis zoruyla getirileceğini söyledi. Akalın hakkında İstanbul 2′nci Sulh Hukuk Mahkemesi’nde de 7 YTL’lik sembolik tazminat davası açıldığını hatırlatan Epözdemir, şöyle dedi:

“Toplum nezdinde tanınan kişiler, üsluplarına gerekli özeni göstermelidir. Sanık Demet Akalın’ın yaptığı açıklama, Diyarbakır ve Diyarbakırlılar’ı ötekileştiren bir açıklamadır. Milyonlarca kişinin ilgiyle izlediği ve kamuoyunun yakından takip ettiği bir kişi olan Demet Akalın’ın bu sözleri yalnızca müvekkillerimi değil Diyarbakır’da yaşayanları ve Diyarbakırlılar’ı da aşağılamıştır. Bu yönüyle sadece hukuken değil ahlaken de kabul edilemezdir. Bu nedenle her müvekkilim için 1’er YTL olmak üzere toplam 7 YTL’lik de sembolik tazminat davası açmayı uygun gördük.” Milliyet

Vatandaş şifayı taşta arıyor

24 Aralık 2008
Bazı taşlar şifa vermenin yanı sıra psikolojik olarak da rahatlatıyor.

İzmir Kültürpark Fuar Alanı’nda açılan Hediyelik Eşya Fuarı’nda ziyaretçiler doğal taşlara yoğun ilgi gösterdi. Ziyaretçiler bazı hastalıklara iyi geldiğini düşündükleri taşların psikolojik açıdan rahatlık da verdiğini dile getirdi.

Hediyelik eşya fuarında sergilenen doğal taşlara fuar ziyaretçileri yoğun ilgi gösterdi. Aksesuar dışında ev tekstili ve bazı ev eşyalarında da kullanılmaya başlanan doğal taşların tıp terapilerinde kanser tedavisinde de tercih edildiği öğrenildi.

RAHATLATICI ÖZELLİĞİ VAR
Eski dönemlerden bu yana doğal taşların şifa kaynağı olarak kullanıldığını belirten Maden Mühendisi Ersin Tabakan ametist, kuvars ve turmalin gibi taşların özellikle depresyona karşı tedavi edici ve rahatlatıcı özelliği bulunduğunu belirtti.

Meditasyon yapanların ametist taşını tercih ettiklerini belirten Tabakan, vücuttaki statik enerjiyi alan ametistin, heyecanlı, sinirli ya da telaşlı insanlar için dengeleyici özelliğini bulunduğunu söyledi. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan nazar boncuğunun yanı sıra turkuaz taşının da kötü düşünce ve nazara karşı koruyucu özelliği bulunduğunu belirten Tabakan, turkuaz taşının renginin insanların bakışlarındaki negatif enerjiyi aldığına inanıldığını dile getirdi.

KANSER HASTALARI BAŞVURUYOR
İçerdiği bor minerali ile tedavi edici özelliği bulunan bir diğer taşın da turmalin olduğunu belirten Tabakan, yurtdışında da kanser tedavisi gören kişilerin yaygın biçimde turmalinden yapılmış bileklik, kolye gibi aksesuarlar taktıklarını belirtti.

Son yıllarda ev tekstili ve aksesuarlarında kullanılan kuvars taşının ise özellikle rengi nedeniyle dekorasyon alanında sıklıkla tercih edildiğini ifade eden Tabakan, kuvars taşının ortamdaki negatif enerjiyi aldığını ve özellikle pembe renkli kuvarsın çok sık cep telefonu, bilgisayar gibi elektronik eşya kullananlar tarafından tercih edilebileceğini belirtti. Yaygın olarak kullanılan diğer doğal taşların özellikleri ise şöyle:

Akik: Vücuttaki gerginliği azaltır, ağrı tedavilerinde etkilidir.
Ametist: Vücuttaki fazla elektriği toplar, rahatlık hissi verir
Garnet: Cinsel duyarlılığı arttırır, enerjiyi yükseltir.

Kehribar: Ağrıları hafifletici özelliği vardır. Özellikle soğuk algınlığından kaynaklanan yorgunluk hissini azaltır.

Oniks: Kaygıların giderilmesini sağlar, ilişkileri güçlendirici pozitif enerji verir.
Safir: Salgı bezlerini harekete geçirici özelliği vardır.

Zirkon: Uyku bozukluğunda kullanılabilir, zihni kuvvetlendirir.
Yakut: Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kişinin özgüvenini ve cesaretini arttırıcı etkisi vardır.

Mercan: Baş ağrısına karşı koruyucu etki yapar ve halsizliği alır.(İHA)

Dönme dolapta can pazarı

24 Aralık 2008
Dünyanın en büyük dönme dolap arızalanınca, yukarıda can pazarı yaşanmaya başladı.
Singapur’da 165 metre yükseklikteki dönme dolap arızalanınca, içindekiler 6 saat mahsur kaldı. Yolcular, tellere tırmanan dağcılar tarafından indirildi.

Singapur’da bulunan dünyanın en büyük dönme dolabı “Singapore Flyer” teknik arızadan dolayı durunca, 23 kabindeki 173 turist zor anlar yaşadı. 165 metre yüksekliğe kadar çıkan Singapore Flyer, önceki gün saat 16.15′de aniden durdu.

Yetkililerin yaptığı ilk anons, teknik arıza meydana geldiği ve kabindeki yolcuların sakin olmaları yönündeydi. Ancak yarım saat sonra arızanın kısa sürede giderilemeyeceğine karar verilince, kurtarma ekipleri vinçler yardımıyla kabinlerde bulunan yolcuları teker teker çıkarmaya başladı.

Heyecan verici anların yaşandığı ve 6 saat süren kurtarma sırasında, tırmanış eğitimi almış özel ekiplerin turistler arasından fenalık geçiren iki kişiyi baygın bir şekilde aşağıya indirdiği görüldü.

Singapore Flyer, açıldığı şubattan beri üçüncü kez arıza yaptı. Temmuz ayında dönme dolabın makine sistemindeki bir arızadan dolayı 20 dakika süreyle durmuş, bu sürenin sonunda dönme dolap tekrar çalıştırılabilmişti. 3 hafta önce de şiddetli rüzgârdan etkilenen dönme dolap durmuş, kabinlerde bulunan 70 kişi tam 3 saat boyunca havada mahsur kalmıştı. Hürriyet

FİDYE İÇİN kızını öldürdüler

24 Aralık 2008
Evinin önünden kaçırılan Küçük Sümeyye’nin cesedi, boğazı kesilmiş halde bir çuvalda bulundu.
Zonguldak’ın Kozlu beldesinde evinden kaçırıldığı öne sürülen 3,5 yaşındaki Sümeyye C, çuval içinde boğazı kesilmiş halde bulundu.

İddiaya göre, Kılıç Mahallesi’nde anne Ferdane, 3,5 yaşındaki kızı Sümeyye’yi odasında uyutarak Kılıç İlköğretim Okulu öğrencisi olan diğer kızı Şule’yi almak için okula gitti.

Bir süre sonra eve dönen anne, kızının odasında olmadığını görünce polise haber verildi.

Olay yerine gelen polis, ”Sümeyye’nin kaçırıldığı ve evin yakınındaki çöp konteynerine 5 bin YTL bırakılmazsa çocuğun öldürüleceği” yazan bir not buldu.

Bunun üzerine çevrede arama yapan polis ekipleri, evin yakınındaki çöp konteynerine 20-25 metre mesafede çuval içinde Sümeyye’nin boğazı kesilmiş haldeki cesedini buldu.

AA